Tespih Ağacının Gölgesinde

0
286

tesbıhagacıMasmavi bir İstanbul sabahından günaydınlar 🙂 Cumartesi keyfiniz daim olsun, mutluluk ve huzur sizinle olsun. Ve tabii ki yeni kitap yorumum kahvaltınızda yer bulsun 🙂

Harper lee ‘ nin Bülbülü Öldürmek kitabını çok beğendiğimi ve etkisinden günlerce kurtulamadığımı hatırlatmak isterim. Ki hatırlarsanız , Harper lee bu kitabı ile 1961’de Pulitzer ödülünü almıştı. Böyle güzel bir kitap referans olunca tabiki Harper lee’nin Tespih Ağacının Gölgesinde kitabını okumak kaçınılmaz oldu.

Bülbülü Öldürmek kitabını okumadan bu kitabı okursanız hikayede kopukluklar yaşarsınız ve kitaptan hemen soğuyabilirsiniz. Çünkü kitap Bülbülü Öldürmek kitabını tamamlayıcı nitelikte olup olayları daha hızlı kavramanızı sağlama niteliğini taşımaktadır.

Harper lee , Bülbülü Öldürmek romanında ırkçılık konusunu ele alırken, Tespih Ağacının Gölgesinde romanında ise bu konuya nostaljik bir dönüş yaşatıyor. Jean-Louise’in yıllar sonra evine dönüşü , hayal kırıklıkları, hayranlıkları, iç dünyasında yıkılan umutlarını ve buhranı üzerinden roman ilerliyor.

Tespih Ağacının Gölgesinde kitabını okumaya başladığım andan itibaren çok zorlandığımı söylemek isterim. İlk 100 sayfa geçmek bilmedi. Açıkçası beklentilerimi karşılayamadı. Ama çok kötü bir kitap diyemem. Sonuçta Harper lee kendini edebiyat dünyasında kanıtlamış bir yazardır. Bana hitap etmedi demek daha doğru olacaktır.

Harper lee kitaplarını sevenlere tavsiye ediyorum. Harper lee’nin ırkçılığa olan bakış açısını daha fazla anlamak için tüm kitapları okumaya değer diye düşünüyorum.

Sevgilerimle

Bahar Baltacı