İtalya’nın güler yüzü FLORANSA

0
300

İtalya’nın güler yüzü FLORANSA

Floransa mimarisi, sanatçıları, hikayeleri, gizli kalmış hazineleri ve muhteşem doğası ile ilk karşılaşma da yıldırım aşkına tutuluyorsunuz.

Floransa Jül Sezar tarafından kurulmuş olup günümüze kadar sanatla yoğrulmuş mimarisinde güçlü Medici hanedanlığından Lorenzo’nun payı oldukça yüksektir. Floransa halkı Lorenzo’nun ölümden sonra ülkede barış ve refah son buluşuna ve 400 yıllık sürecek olan işgal dönemine tanıklık etmişlerdir. Şehir de Lorenzo’nun adını her yerde duyabilirsiniz. Floransa ‘nın sanata bakış açısı ve ünlü sanatçıları yetiştirmiş olmasını son zamanların ünlü dizisi Da Vinci’s Demons izleyenler hatırlıyor olacaktır. İşte bu sanatın dünyada bir çığ gibi yayılmasının doğuşunun gerçekleştiği topraklarda yürümek o havayı solumak harika bir deneyim.

Leonardo da Vinci , Michelangelo, Dante Alighieri , Nicollo Machiavelli gibi dünyaya adını duyurmuş bu dehalar bur topraklardan dünyaya merhaba diyip izlerini bu topraklardan bırakmışlardır.

Yine Dan Brown’un Cehennem kitabını okuyanlar sokaklarda gezerken kitabı tekrar yaşıyor olmanız gerçek ve kurgu arasındaki yaşanan en güzel deneyimi sizlere sağlayacaktır. Arkadaşım Esra ile büyülenmiş bir şekilde işte işte kitaptadaki kule diyip çıldırarak etrafa koşmamız bundan olsa gerek 🙂

Floransa da rehbere gerek yok, tura gerek yok. Kendiniz , açıklayıcı bir el kitabı, sağlam ve rahat bir spora ayakkabı, bir sırt çantasına su ve meyve almanız yeterli olacaktır. Çünkü bu şehirde her yer birbirine o kadar yakın ki 1 gün size yeterli olacaktır. Ancak Floransa’nın Siena ve Pisa bölgeleri hariç onlara ertesi gün ulaşım sağlıdık.

Şimdi nerelere gitmeliyiz dediğinizi duyar gibiyim 🙂 Zaten şehir küçük olduğu için her yer bir başka bir büyü her yer bir başka sanat eseri ama ben başlık olarak size hatırlatmakta yarar görüyorum:)

Maria del Fiore Katedrali : Şehrin ay parçası diyebilirim. Zira fotograf makinesin kadrajına bile sıgdırmak çok zor oluyor. Mermerlerle döşenmiş dış çephesi ve yine dış cephesinde yer alan işlemeler insanı kendıne hayran bırakıyor.

Piazza Della Signoria : Floransa’nın açık hava müzesi gibi. Yine Medicilerin yaptırmış olduğu heykelleri burada görmeniz mümkün. Özellikle Davut heykeli herkesin ilgisini çekiyor.

Uffizi Müzesi: Medicilerin koleksiyonlarını burada görebilirsiniz. Bunun için önceden bilet almanızı öneririm. Zira kuyruk oldukça uzun oluyor. Gününüzü öldürmeden önceden almış olduğunuz biletle görmenizi isterim.

Vasari Koridoru: Uffizi Müzesinin hemen çıkışında yer alıyor. Yaklaşık 1 km uzunluğunda olup Arno nehiri üzerinden Ponte Vecchio dükkanlarına kadar uzanır ta ki Palazzo Pitti ye kadar.

FloransaPonte Vecchio: Kuyumcuların olduğu şeker bir köprü ancak koprunun eskiden kasaplar tarafından kullandığını bılmek üzücü geldi. Nehir kana bulanınca şehrin tarihi dokusu ve temızlığı için kuyumcular çarşısına çevrilmiş.

Sanırım seyahat etmenin en güzel anları o şehrin lezzetlerini tatmak 🙂 Dondurma harika gezerken her köşe başında yedim diyebilirim. Marketleri gayet uygun meyveler ve  suyu bir kaç farklı fiyata bulmanız mümkün. Kahve kokusu İtalya’nın her şehrinde olduğu gibi buraya da yayılmış durumda lezzeti ve fiyatı da uygun olması ile mutlaka tatmanızı öneririm.  3 lü , 4 lü alternatif menü seçenekleri size Floransa’nın lezzetlerini bir anda tatmanızı sunuyor. Özellikle gece sokaklar ışıl ışıl canlı müzik, sanatçılar keyfinizi kat ve kat artırıyor.

Floransa kaldığımız günün ertesi günü biraz uzaklara yolculuk ediyoruz. Floransa’nın gezilmesi gereken başlıca yerlerden ikisine doğru haraket ediyoruz. Siena ve Pisa.
Pisa bulunduğu yere trenle merkezden yaklaşık 30 – 40 dk varabilirsiniz. Bizim otelin bulunduğu konum daha yakında 1 aktarma ile 20 dk vardık diyebilirim. Pisa’nın bulunduğu alanda hediyelikciler ve  bahçenin içine kurulmuş Pisa kulesi ve kiliseyi görmeniz mümkün. Yaklaşık 7 euro karışlığında kulenin içine girip en ust katına tırmanabilirsiniz. Yani burada max geçirebileceğiniz zaman dilimi 2 saattır. Çünkü sadece kule ve bahçesi var. Gezilip devamını getirebileceğiniz bir konumu bulunmuyor.

Ve güzeller güzeli Sienaya doğru yolu çıkyoruz. Sienaya da tren veya otobüsle oldukça rahat ulaşabilirsiniz.  At yarışlarının yapıldığı büyük bir arena bizi karşılıyor. Buraya küçük Floransa diyebiliriz. Taş sokaklar, görkemli katedralı ve sıcacık insanı ile adeta size kucak açıyor.

Şunu hatırlatmak isterim ki İtalya da tren ve otobüsle seyahat ediyorsanız mutlaka bilet konusunda dikkatli olun. Şöyle ki; biletinizi büfeden yada makinelerden alabiliyorsunuz. Trene ve otobüse binerken kimse size bilet sormuyor.

Yada bilet okutmak için bir alan bulunmuyor. Otobüse yolcu gibi binen devlet memurları kontrolu doğrultusunda eğer biletsiz yakalanırsanız direk orada 50 euro cezayı elinize basıyor.
Bu küçük hatırlatma sonrası mutlaka bu şehirden yolun geçsin diyorum.

Ve benim en çok aklımda kalan İtalya’nın en güzel şehrine böyle veda etmek zor geliyor. Bir gün yeniden görüşmek üzere FLORANSA
Keyifle Kalın
Bahar