Fİ , Çİ üçleme serisinin son başrol oyuncusu Pİ

0
303

Hava mis ,Belgrad oksijen dolu , kulaklarım da müzik, masada ise sen sevdiklerim , Çİ üçleme serisinin son başrol oyuncusu .

Fİ başladığımda tüm karakterler beni esir almıştı. Özellikle ilgilimi çeken iki ana karakter vardı. Bunlardan biri Can Manay, diğeri ise Özge idi. Duruşları iki ayrı uçun düellosu gibiydi.

Azra Kohen okuyucusunun dikkatini çekmeyi iyi biliyor diyebilirim. Zira bu üçlemede farkındalığa varan, duygularını büyük yaşayan, tutkularının esiri olan insanların yaşam haritaları insanın ilgisini bir an da çekiyor.

Felsefe, farkındalık, mistisizm, enerji, din, inanç, tutku ve tabi ki zeka bu üçlemenin her satırında bulmanız kaçınılmaz. Ve yine bu üçleme bu konuları ile aydınlanma ve bir uyanışın habercisi niteliğindedir. İç ses: Bu uyanış ve farkındalığı garanti ediyor demiyorum. Ama genel okuyucu kitlesinde bu etkiyi yaratıyor. Tabi ki her kitap herkes de aynı etkiyi yaratmayabilir.

Kitabı büyük bir keyifle okudum. Farkındalığın farkında olmak, yaşam denen araba da yan koltukta oturmak yerine direksiyona geçmenin cesareti ve özgürlüğünü yaşamak insanı kitaba bir kat daha sıkı bağlıyor. Sanırım bu üçlemenin saramayacağı okuyucu yok denecek kadar az olduğunu düşünüyorum.

‘ yi yorumlamak için kollarımı sıvamadan önce bir kaç örneklem seçerek bazı okuyucuları ile konuştum. Bazıları cinsellik üzerinde çok durulduğunu daha doğrusu şehvetli bir cinselliğin ön plana çıktığını söyler. Bugün hangi hikaye de cinsellik yok ki bir de böyle düşünmek lazım. Yazar bu kadar tutkuyu yaşayan kahramanlarına sıradan bir cinsellik deneyimi çizseydi o zaman da bu okuyucuya yetersiz gelirdi. Tutkulu bir insanın yaşamına dair olan tüm duygular ve olabilecekler bana göre gayet yerli yerindeydi.

Fİ ve Çİ okurken hemen hemen hiç sıkılmadan okumuştum. Ancak başlangıç noktası ve ağır ilerliyişi beni birazcık zorladı diyebilirim. Ancak 400 ve 500 sayfalarda zorlanmadan sürüklenmeye devam ettim. Yani Fİ ve Çİ deki akıcılıktan sonra keşke bu kitap bu kadar fazla uzatılmadan okuyucu ile buluşsaydı. Birazcık maddi bir kaygı hissetim. Fi ve Çi de maçın skoru gayet güzel anlatılıyordu ve maç bitirelebilirdi. sanki skoru belli olan maçın uzatmalarını izlemek gibiydi.

Ben Azra Kohen ile bu üçleme de tanıştım. Pİ nin gereksiz uzatılmasını saymassam benim takibime girdiğini söylebilirim. Çünkü kendine özgü bir bakış açısı, bir penceresi var. Ben onun penceresinden hikayeler dinlemeyi sevdim.

Bu pencereye uğramanızı tavsiye ederim.
İyi Okumalar
Sevgiler
Bahar Baltacı