Ruhumun detoksunu kitaplar yapıyor ve gözlerimin detoksunu da seyahatlerim yapıyor

0
305

Dünya bir kitaptır, gezmeyenler sadece bir sayfasını okur.” St Augustine

seyahat
Son zamanlarda sık sık seyahat ettiğimi gözlemleyen bir arkadaşım beni “Bu gezme telaşı nedir? Bu hızlı trene binmiş edaların? Ülke ve şehir tanıma merakın nedir? En büyük tutkun kitapların bile arka plana atan bu koşuşturmaca nedir “ sözleri ile soru bombardımanına tuttu.

Bu soruyu cevaplamam sadece saniyeler aldı. “Ruhumun detoksunu kitaplar yapıyor ve gözlerimin detoksunu da seyahatler yapıyor.”

Okumak her zaman dediğim gibi bambaşka bir dünyadır. Bilgilendirir, bilinçlendirir, büyük resmi görmemizi sağlar, hayal gücünü geliştirir, gitmeyi hayal bile edemediğimiz yerlere bir kaç saniye içinde gitmemizi sağlar. Okumak insanları, doğayı, hayvanları en önemlisi yaşamı anlamak için bir araçtır.

Gezmek var olan dünyaya dokunmak demektir. İnsanına, toprağına, suyuna, yeşiline, kedisine, köpeğine, ekmeğine, tuzuna, çayına hepsine dokunmanızı sağlar. Ve dokunuşlar size yeniden yeni baştan yaratır. Geçmişte kaybettiğiniz özlem, vefa, şükran, kıymet, sevgi gibi duyguları bulmanızı sağlar. Özünde şehirin koşuşturmacısında unuttuğunuz salt sizi ve salt dünyayı bulmanızı sağlar.

Bir kaç saniye düşünmenizi istiyorum. Kendinizi ve çevrenizi düşünün.

En lüks evler, en iyi kıyafetler, en iyi partiler, en iyi yemekler, en iyi kariyer , en iyi dereceli mezuniyetler, modayı takip eden stiliniz, televizyon izlemek, müzik dinlemek bile gün gelir size mutlu etmeyebilir. Sizin ilgili alanınıza tüm bunlar sıkıcı sıradan birer hal gibi gelir. İnsanların sığ muhabbetleri sizi toplumdan uzaklaştırır. Ötekileşmiş hissettirir.

Bir de şöyle düşünelim. Tüm bunlar yaşanmayabilir. Hayatınızı sonuna kadar mutlu yaşayabilirsiniz. Ama insan bazen doğduğu büyüdüğü toprakları ve topraklarındaki canlıları sevsin ya da sevmesin mutlaka başka toprakları başka insanları merak ediyor. Görmek, deneyimlemek, kıyaslamak, dinlemek, havasını koklamak, iklimini yaşamak istiyor.

Kendimizi hep alışkanlıklarımızın üzerine kurulu bir dünya da yaşatıyoruz. Aynı şehir, aynı insanlar, aynı iş, aynı ofis, aynı yemekler, aynı koku, aynı tarz, aynı bardak, aynı sokak, aynı hobi vs. saymakla bitmiyor. Ve bu aynılar içinde algıda seçiciliğimiz yitip gidiyor. Sanki doğrusu buymuş, hayat ve yaşam bundan ibaret gibiymiş, tüm ülkeler de bu kurallara gore yaşıyor, tüm insanlık bu tarz besleniyor bıla bıla yok öyle bir dünya yok öyle bir yaşamak.

Bu sıradanlık ve alışkanlıklar içinde yaşadığımız güzel anları bile hissedemiyoruz, farkında olamıyoruz, bu durumdan temizlenmek için seyahat etmelisiniz. İnsanların yaşamlarını görmeli, kendi fazlanızı ya da kendi eksiğinizi keşif etmeli, yaşamın ne denli zengin ve büyük olduğunu anlamalı, sıradanlıklarla devam eden günlerinizi ters çevirip sizin için mutlu günlere çevirmelisiniz.

Seyahat etmek, yan sokağa gidişiniz bile olabilir, başka bir ilçeye, başka bir şehre , başka bir ülkeye, başka bir arkadaş topluluğuna, başka bir doğaya bunların hepsinin adı seyahattir. Milyon dolarlarınız olmasına gerek yok inanın. Ben 400 tl ile yurt dışına gidip gelen insanlar gördüm. Üzerindeki kıyafete 3-5 kuruş verip, asıl birikimini seyahate harcayan nice insan gördüm. Hepsi de mutluydular. Çünkü hepsi biliyordu. İnsanı değerleri kılan ruhundaki, beynindeki kıyafetti bedenindeki değil.

Ben seyahat ettiğim yerlere giderken sadece kendimi götürüyorum, alışkanlıklarımı eve zincirliyorum. Bazen sırt çantamı hazırlamaya bir bahane bile yetiyor. Salt beni alıp gözlemlemeye , yaşamaya, hissetmeye gidiyorum. Yanıma en sevdiğim kitabımı da aldığım oluyor. Uyumadan bir kaç sayfa okumak güçlü kılıyor. Yaşama koşullarımız ne olursa olsun aynı gökyüzü altında hepimizi eşitiz. Ve bu eşitliği herkes farklı yaşıyor. Bu farkındalıklar da size mutlu edecek bir seçenek mutlaka vardır. Bunu kapalı odalarınızda ,ışık geçirmez ofislerinizde, kendinizi kapattığınız şehirlerinizde asla bulamazsınız. Kendinizi alıp seyahate çıkmalısınız.

İyi Seyahatler
Bahar Baltacı