GÜNEŞ ÇAVMASI II / Bazen garip bir şekilde kalbimize sığınabilir dünya.

0
345

Taze taze sıcacık güneşe karşı oturmuşum. GÜNEŞ ÇAVMASI II ’nın final sayfasına bakıyorum. Son sayfayı kapatmak istemiyorum. Bu kitap hiç bitmese ömür boyu devam etse bana yarenlik etse ne güzel olurdu.

İçim sıkıldığında , dertlendiğimde, mutluluğumda yanımda olsa birlikte düşünsek, gülsek ve hüngür hüngür alsak sonra bir olsak yeni olsak yeniden başlasak ne büyük bir saadet olurdu di mi?

Güneş Çavması I ile geçen sene tanışmıştım. Bu sene de serinin devamı olan Güneş Çavması II ile tanıştım. Birincisi kadar sıcak, akıcı, hayatın içinden hikayeye kaldığımız yerden devam ediyoruz. Ki biliyorsunuz, Güneş Çavması I kitaplığımın baş tacıdır.

gunescavmasGüneş Çavması II  de karakterler iki romanda da tavırlarını duruşlarını bozmuyorlar. Bu karakterlerde iyi veya kötü diye bir şey yok. Her şey kararında işlenmiş. Bir kasabada yaşanabilecek tüm dialogların bulunması ile okuyucusunu bu samimi dili sayesinde yormadan elinden tutup sürüklüyor. Aşk, komşuluk, dostluk, erkekler, kadınlar, ilişkiler, önyargılar, pişmanlıklar, gurur ve tabi ki kasabanın erkeklerinin politika muhabbetlerine serpiştirilmiş ( Atatürkçülük, milliyetçilik, laiklik, din, etnik milliyetçilik ) konularını da görmeniz mümkün oluyor. Dedim ya aslında hiç bir şey size anormal gelmiyor ya da sıra dışı, bir çok konuya günlük hayatta kulak kabartmışsınızdır ya da bu konularda sizin de fikirleriniz olmuştur. Bu yüzden yabancılaşmadan gerçeklikten uzaklaşmadan romanda ilerleyebiliyorsunuz.

Ataerkil bir toplumda bir kadın olarak yaşamanın büyümenin ve büyütmenin ne nedenli zor olduğunu görüp bir o kadar da bundan sıyrılmanın cesaretini Aysel, Nurcan ve Rafet ile yaşayabilirsiniz. Sanırım bu iki kitabın da cesaret verici bir özelliği de bulunuyor. Dünyaya, topluma, çevreye, laflara, sözlere, görüntülere, seslere aldırmadan birey olabilmenin kendin gibi yaşayabilmenin gerçekliğini yaşamanızı sağlıyor.

İlk romanda karşımıza çıkan Handan’ın anneannesinin komik ve öğüt verici masalları Güneş Çavması II  de yine  karşımıza çıkıyor. (Kitabı okuyan bazı arkadaşlarımla bu öğütleri tartıştık, çocukken öğüt dinleyen, yetişkin olunca gerektiğinde öğüt veren insanlarız. Benim öğütler konusunda önyargım yok, dinlerim ama hayatıma alıp almayacağıma ben karar  veririm.)

Bence bu masalları çocuklarınıza okutabilir veya çevrenizde bu masalları dinlemeye ihtiyacı olanlara sunabilirsiniz. Hatta kişisel bir önerim var ki kulağa ve göze çok hoş gelebilir. Bu masallar için ayrı bir çocuk kitabı çıkarılabilir, özellikle de içinde kocaman resimlerle görsellik kazanırsa çocuklara müthiş bir hediye olacaktır diye düşünüyorum.

İki romanda da bariz olan bir şey var ki, yazarın bilgi birikimin büyük olduğudur. Zira bu kadar çok hayatın içinden geçen kavramları  (sanat, felsefe, edebiyat, aşk, sosyoloji, doğa, psikoloji vs. ) tarafsız bir şekilde romana işlemesi bunun kanıtı olsa gerek. Yazar sayesinde kendinizle yüzleşebiliyor, kendinize geçmiş ve geleceğinize bir yolculuk yapabiliyorsunuz.

Son günlerde hiç sıkılmadan keyifle okuduğum, elimden bırakamadığım, çoğu zaman gülümseten, düşündüren , samimi anlatımı ile beni sarıp sarmalayan bir kitaptı. Herkes bu kitapta kendinden bir parça bulacaktır.

Şimdi Güneş Çavması II kitabının son sayfasını kapatıyorum. Ve “OH BE DÜNYA VARMIŞ” diyorum. Tıpkı kitabın kapağında yazdığı gibi “Bazen garip bir şekilde kalbimize sığınabilir dünya…”

Bazen garip bir şekilde bir kitap da kalbimize sığınabilir ve bize dünyanın ve yaşamanın ne denli güzel olduğunu hatırlatabilir 😉
Unutmayalım! Dünya büyük, yaşamak küçük! Yaşamak seyirci kalmasın dünyaya, o da büyük yaşasın tıpkı Güneş Çavması gibi 😉
Keyifle Kalın
Bahar Baltacı