ABİM DENİZ

0
458

ABİM DENİZ
Ellerimde kocaman yılların ağırlığını taşıyan bir kitap, yeşil parkam ve dönemin en önemli detaylarını çizmeyi umduğum kalemim.

Ve başlıyorum. O da ne! Ben okurken zaman durmuş olmalı çünkü kitap bu kadar çabuk bitemez diyorum. Okuduğum 479 sayfa bir an da küçülmüş gibi geldi. Çünkü 2 saat boyunca dünyaya empoze olmuş bir şekilde ABİM DENİZ ‘i yaşamışım. Sanırım dönemin büyüsü beni de bulup sarmış olmalı.

Yaşamak çok garip bir şey, doğumları seyretmek garip zira ölümleri seyretmekte garip, gırtlağına kadar yaşam dolu olup ölüme yürümek garip, akranların gezer tozarken kitaplara adanmak garip, gökyüzünü esaret altında izlerken özgür nefes almak garip, garip olan o kadar şey var ki bu dünya da DENİZ GEZMİŞ gibi…

ABİM DENİZ ‘i elimden bırakmak istemiyorum. Zira bu kitap da mitinglere, yürüyüşlere, kitaplara, şiirlere, hayatlara, gençlerin sohbetlerine, yaşlıların hikayelerine, annelerin yürüklerine kadar her şey var. İnsan ABİM DENİZ ‘e sıkı sıkı sarılıyor.

abm

Deniz Gezmiş ve arkadaşları hakkında bir çok makale, kitap okudum ama bu kitap gerek Deniz Gezmişin el yazısı ile, gerek bir babanın evladı için olan mücadelesi ile, gerek dönemin siyasi fotoğrafları ve o dönemin Türkiye sini resimlemesi ile beni en çok etkileyen kitaplardan biri oldu.

Can Dündar’ ın söyleşi formatı yerine ikili bir anlatım tekniği kullandığı ABİM DENİZ de sağlam kalemi ile suya yazar gibi akıcı ve sade anlatımı sayesinde bir an da kendinizi Deniz’ in çocukluğuna gülümserken , ergenliğinde ve gençliğinde uğradığı haksızlıklara çaresizce kızarak bulacaksınız. Okurken kafanız asla karışmayacak aksine kafanız aydınlanacak diyebilirim. Evet evet yanlış duymadınız aydınlanacak Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının genç yaşta yanan bedenleri ile aydınlanacaksınız.

Biliyor musun? ABİM DENİZ ‘i okumaya başlarken elime aldığım kalemi defalarca kullandım. Çoğu zaman inancın, insanın, umudun, özgürlüğün altını çizdim, çoğu zaman ihanetlerin üstünü umarsızca karaladım, haksızlıkları delik deşik ettim, çoğu zaman adaletsizliğin üstünü parçaladım en sonunda o kalemi adaletsizliğin, kinin, öfkenin ve karanlığın karşısında ellerimle kırdım.

Bağırmak , çağırmak, lanetler yağdırmak serbest ama ağlamak işte onu kitabın sonunda yaşamak Cemil Gezmiş’in kitabın başlarında bahsetmiş olduğu insanlar canavar sözlerine inat hala bazı insanların canavar olmadıklarının kanıtıdır.

Deniz Gezmiş gözünden idama gitmek korkutucu değil aksine korkmadan aydınlığa cesurca gitmekti. Ama bir baba için oğlunun dar ağacından alınması için çırpınışı, bir annenin oğlunun infazını ajanstan duyması ve kardeşlerinin çaresizlikle yıkılışı asıl olan bir ailenin denizinin kurumasını görmesi insanı derinden yaralıyor.

Düşünüyorum. Keşke bunlar yaşanmasaydı. Keşke hükümet daha ılımcıl yaklaşıp bu gencleri sokaklara dökmeseydi. Keşke bu gençler silahlanmasaydı. Keşke bir çözüm bulunup bu ülkenin aydın gençleri için nice ocaklar sönmeseydi ya da nice ocaklar evlat acıları ile yanmasaydılar. Kimine göre doğru yaptılar. Kimilerine göre yanlış yaptılar. İnandıkları dava uğruna hayatlarını verdiler. Peki ya sonrası işte sonrası sizlere kalmış efendiler. Bu yaşananlardan bu ölümlerden bu davalardan bu adaletten herkes kendi payına düşeni aldı. Kimileri pay bile almak istemedi. Ama gerçek şu ki dünya üzerine hemen her yer de bunun etkilerini gördük ve bu dünya düzenin de var olan nasyonal sosyalizm, ırkçılık, sömürgecilik, faşistlik, kölelik, emperyalist düzen oldukça bu olayları yaşamaya devam edeceğiz.

ABİM DENİZ , kitaplığınızda en önemlisi tarihinizde bulunması gereken önemli kitaplardan biridir. Ve bu kitabın tüm gelirinin Deniz Gezmiş Vakfına aktarıldığını bilmenizi isterim.

Ruhunuz şâd, mekanınız cennet olsun Deniz,Yusuf,Hüseyin ve bu ülke tarihindeki nice olaylarda, mitinglerde, yürüyüşlerde kıyılan nice fidanların ruhu şâd olsun…

Bahar Baltacı