ZÂHİR asla bitmeyecek , var olmaya devam edecek olan PAULO COELHO romanıdır.

0
224

Az sonra gelecek olan yağmurun serinliği yüzümde.
Güneş son demlerinde üstümde.
Ruhumun şifası ZÂHİR ellerimde.
Ve sadece ben benimle sessizlikte.
Çünkü ben kalabalıklar da yaşayamam ben azlar da var olurum nefes alır bahar olurum…
İşte ZÂHİR’ e böyle başlıyorum,
Tanışıyorum,
Dinliyorum,
Dinleniyorum,
Uyanıyorum,
Yaralarımı görüp sarıyorum,
Yaşamayı ama yaşanılması gibi gereken yaşamayı değil öz yaşamın steplerini onunla çıkıyorum,
Ön yargılar duvarlarını onunla aşıyorum,
Yüreğimdeki sevda yoksunluğunu kana kana içirdiği aşkla dolduruyorum.
İşte ZÂHİR’ e böyle başlıyorum ama asla bitirmiyorum bitiremiyorum o sonsuza dek benimle yaşıyor, yaşatıyorum.

PAULO COELHO öyle bir yazardır ki hayatınız da ihtiyaç duyduğunuz anda karışışınıza çıkar ve yönünüzü buldurur. Kitapçıdan  ya da birinden hediye aldığınızda rafınızda aylarca bekleyebilir ama bir anda kendine çeker ve size kendini okutturur size sizi buldurur. Bu mucizeyi onun kitaplarından başkasında bulmadım diyebilirim. SİMYACI dan sonra beni ben kılan ZAHİR’i anlatmak ne kadar zor geliyor. ZÂHİR satılara sığmayan bir roman sayfalara sığmayan bir yaşam öyküsüdür.

Öncelikle kitabın adından başlamak istiyorum. ZÂHİR nedir ? Arapça da görünen , var olan , görünmez olmayan anlamına gelir. Bir zamanlar karşılaştığımız bir kişi ya da düşünce, başka hiçbir şeye yer vermeyecek biçimde yavaş yavaş bütün düşüncelerimizi kaplar. Bu durum bir tür delilik yada kutsal bir düşünceye kendini kaptırmak şeklinde tanımlanabilir.

Romanın konusundan bahsetmek istemiyorum. Zira kendiniz bu hikayeye ile tanışın ve içsel yolcuğunuzda kendinizi bulun istiyorum. Ama size romanın konusu hakkında fikir vermek adına beni en çok etkileyen satırlarından bir parçayı sizlerle paylaşacağım.

Adam, sevgilisine aralarındaki ilişkinin yanlış gittiğini şu sözleri anlatıyor.
-Marie, farz et ki, iki itfaiyeci küçük bir yangını söndürmek üzere ormana girdiler. Sonra işlerini bitirip bir nehir kenarına vardıklarında birinin yüzü tümüyle siyaha bulanmışken diğerinin yüzü tertemizdir. Sorum şu: Bu ikisinden hangisi yüzünü yıkayacaktır sence?
Aptalca bir soru bu. Elbette yüzü kirli olan.
– Hayır, yüzü kirli olan diğerine bakacak ve kendi yüzünün de onunki gibi olduğunu sanacak. Ve tersine yüzü temiz olan da yüzü kir içinde olan meslektaşını görüp kendi kendine: “Ben de kirlenmiş olmalıyım. En iyisi yıkanayım.” diyecektir.

Uzun zamandır yalnız yolculuk yapan biri olarak şunu söylemek istiyorum.
Benim gibi yaşamınıza doğru bir yolculuktaysanız bu kitap size birlikte yürümenin keyfinin apay ayrı olduğunu gösterecektir.

Dileğim dünya üzerinde okumayan kalmasın.
Bahar Baltacı