Zülfü Livaneli, düşünmek ve yazmak için yaratılmış efsane yazar. Romanları dünya üzerinde 34 dile çevrilmiş bir Türk edebiyatçı. Türk edebiyatının göz bebeği diyebiliriz.

Ve son kitabı KARDEŞİMİN HİKAYESİ, Zülfü Livaneli bu romanı Tayland da yazdı. Bunun nedeni ise şöyle açıkladı. “Ben kitaplarımı, gündelik hayat içinde yazamıyorum. Mutlaka bir yerlere gitmem ve kendimi dünyadan soyutlamam gerekiyor. Tayland’da bir köyde, kendimi bütünüyle romana adadım. Her şeyi unuttum, romanın içinde yaşamaya başladım. Bazen kahramanla birlikte acı çektim, bazen kabuslarla uyandım. Ve sonunda bu dünya yitip gitti, sihirli bir kapıdan romanın içine girdim.”

kardesiminhikayesiKARDEŞİMİN HİKAYESİ, Zülfü Livaneli’nin en güzel en sürükleyici ve en şaşırtıcı kitabı diyebilirim.

Romandan detaylı bahsetmeden önce efsane kapak fotoğrafı ile başlamak istiyorum.
Ahmet ve Pelin öpüşüyor ama bu sırada Pelin uyuyor. Ahmet ise ölü olduğu için bu iki karakterin arasında kefen var. Aslında öpüşme gerçekleşmiş ama aralarında bir yaşam var.
Merak uyandırıcı, sürükleyici ve yalın dili sayesinde bu kitaba başladığınız an elinizden bırakamayacaksınız. Yazar akıl, aşk, zeka, temas, cinayet gibi detaylar ile karakterlerini canlı tutmayı ve okuyucuyu sürüklemeyi başarmış.

KARDEŞİMİN HİKAYESİni okumaya yeni başladıysanız bu kitabı kesinlikle çok seveceksiniz. Gece yarılarına kadar düşünüp eleştirilerinizi çoğaltacaksınız. Ama sonunda yazara iyi ki yazmışsınız diyeceksiniz.

Zülfü Livaneli’nin son zamanlarda yazdığı romanların içine sıkıştırılmış reklamlar okuyucuların canını sıkıyor. Özellikle Serenad ve şimdi de Kardeşimin Hikayesin de bu hat safhaya ulaşmış diyebilirim. Hani çok sevdiğiniz diziyi izlerken “Bu programda ürün yerleştirme reklamı yapılmaktadır” reklamları gibi insanı olaydan tamamen uzaklaştırabiliyor. Samimiyet kayboluyor diyebiliriz.

KARDEŞİMİN HİKAYESİ ‘ne  yüzeysel bir bakış atarak sizinle paylaşmak istiyorum. Zira bu güzel hikayeyi önceden bilmenizi değil yaşamanızı istiyorum. Sadece sizin yaşamanızı…

Ahmet adlı 50 yaşlarında münzevi ve inşaat mühendisi, kitap kurdu bir adamın rutin hayatı telefonunun çalması ve genç, güzel, şen şakrak bir kadının başına gelen korkuncu bir olayı duymasıyla son buluyor. Yıllardır mücadele ettiği bir hastalıkla da başa çıkmaya çalışan Ahmet’i zor günler bekliyor. Gerçek ile kurgunun hayalin karıştığı, karanlık duyguların dans ettiği, masal içinde gerçekler, gerçekler içinde masal gibi olan hikayenin peşinden sürükleniyoruz. Tam anlamı ile bin bir gece masalının kapısını aralamak gibi ama bu Şehrazad erkek!

İnsan her şeyi unutarak yaşayabilir ama her şeyi hatırlayarak yaşayamaz.

Keyifle Kalın
Bahar Baltacı