SERANAD bir aşk romanı değildir. O bir tarihtir.

0
291

Zülfü Livaneli’nin en çok beğendiğim ve sevdiğim kitabı SERENAD!
Bu kitap da birbiri ile harmanlanmış tüm lezzetler mevcut.

Aşk, tarih, bilim ve kemanın eşsiz tınısı ile nefis bir ziyafet bu kitap da sizi bekliyor.

Kitap eleştirmenleri daha çok aşk kitabı demeleri üzerine Livaneli, “Kitaba özellikle aşk romanı demedim. Çünkü aşk kelimesi çok kirletildi. Aşk artık magazin ve reklamların vıcık vıcık ettiği, anlamını yitirmiş bir kelime. Bence aşk, ölümün karşısındaki kavramdır. Bir insanın ‘ben aşığım’ demesi ‘ölmeye hazır değilim’ diye haykırmasıdır ” diyerek onlara seslendi.

2.Dünya savaşı ile başlayan, Almanya ve Avrupa’daki soykırımlarla devam eden, İstanbul’ a kadar uzanan bu romanda tarihin rafları gözlerinizin önüne seriliyor. Struma gemisi, Mavi alay, Pera Palas, Ermeni soykırımı, Kürt sorunu ve nicesi.

Ve aşkın sesleri Max ve Nadia hikayesi son zamanlar okuduğum en gerçekçi ve en özel aşk hikayesiydi diyebilirim.

Kitabı okuduktan sonra tarih de zaman yolcuğu yapmışcasına mutlu oldum. Bilmediğim öğrenmediğim ne çok şey varmış dediğim ve romanın akışı içinde öğrendiklerimi sindirdiğim harika bir eser.

Tüm kitap severlere öneriyorum. Özellikle tarih sevenlere ve kemanın sesine aşık olanlara.
Acaba yoksullar zenginlerden daha mı çok hastalanıyorlardı, yoksa nüfusları daha çok olduğu için mi hastaneleri dolduruyorlardı?

Keyifle Kalın
Bahar Baltacı