Merhabalar,

Uzun bir aradan sonra bir seyehat yorumumla sizlerleyim.

Eylül ayında Notre Dame’ın Kamburundayım. Zangocu Quasimodo yok. Çingene kızı Esmeralda da yok. Ama ben oradaydım.  Ve sizin için Paris gezi notlarım burada =)

Paris anlatmakla bitmez ama size kısaca anlatmaya çalışacağım.

Charles de Gaulle (CDG) havalınına indiyseniz hava alanından içinden ücretsiz metro ile hava alanının içine gelmiş olacaksınız. Buradan valizlerinizi alıp şehre giden metro hattına geçiş sağlayabilirsiniz.

Paris Metro hattı ile meşhurdur. Şehrin hızlı, kolay ve en hesaplı ulaşım aracı metrodur.  Sabah 06:00 ile gece 00:30 arası hizmet verir. Hafta sonu seyrekleşir. Biz hiç otobüs kullanmadık. Her yere metro ile rahatlıkla ulaşım sağladık. Size tavsiyem metro ile ulaşım sağlamanız.

Havaalanından ulaşım kartı metro, tramvay ve RER istasyonlarındaki veznelerden
veya otomatik makinelerden alınabilir. Makinalar da kredi kartı ve bozuk para geçer.

Havaalanından RER B den Gard du Nord durağında inin ve otelinize yakın metro hattına buradan geçebilirsiniz.Bu durak aktarma durağı rahatlıkla istediğiniz metro hattına geçebilirsiniz. Havaalanından çıkmadan metro haritası almayı unutmayın!

Paris’in  konaklama açısından pahalı bir şehir olduğunu unutmayın.  Metroya yakın bir yerde otel bulmanız sizi rahat ettirebilir.  Biz ibis Paris Ornano Montmartre Nord 18ème otelinde kaldık. Çevresi gurbetçi doluydu.  Ancak tenha ve dikkat edilmesi gereken bir muhit bu yüzden daha iyisini bulursanız orada kalın derim.

Fransa‘nın başkenti olan Paris gezilecek yerler ve yapılacak şeylerle dolu, dünyanın en turistik kentidir. Yüzlerce görülecek müze ve tarihi nokta var. Ancak yeterli zamanınız yoksa öncelikler listesi yapın ve en çok görmek istediklerinizi listenin başına alın. Ben size sırayla gezip gördüklerimizi ve yorumlarımı aktaracağım.

Eyfel Kulesi: Metro ile “Bir Hakeim” metro durağı ya da “Champ de Mars” RER durağı üzerinden Eyfel Kulesi’ne ulaşabilirsiniz. Parisin en turistlik noktasıdır. Eyfeli her yerden görebilirsiniz. Muhteşem bir yapıya hayran kalmamak imkansız.. 4 euro ile eyfelin tepesine çıkabilirsiniz. Tabiki uzun bir kuyruk bekleyerek 😉 Bu şehirde her yer de turist var. Sıra beklemeye şimdiden alışın derim 😉 Eyfelin çevresinde anahtarlık satan göçmenlerle bolca karşılacaksınız. =) Mersi diyerek uzaklaşmak en büyük rutininiz olacaktır.

Notre Dame Katedrali : Metro ile “Cite” veya “St. Michel” metro duraklarında inerek katedrale ulaşabilirsiniz. İsmi duyunca Esmeralda neredesin demeyen yoktur sanırım =) Victor Hugo’nun ünlü eseri Notre Dame Kamburu’dur.  1831 tarihli eserde Notre Dame’ın Kamburunun olan zangocu Quasimodo’nun Çingene kızı Esmeralda’ya aşkı anlatılır.  Nehrin kenarındaki yapı insanı büyülüyor. Zaten Paris de Seine Nehri olmasa sanırım her yer yapı bu kadar etkileyici ve romantik olmazdı.

Louvre Müzesi: Metro il Palais Royal – Musee de Louvre” metro durağı üzerinden müzeye ulaşabilirsiniz. Mimarisi ile kendine özgü bu yapı insanı içinde barından sanat eserleri ile derinden etkiliyor. Dünyanın en meşhur tablosu Mona Lisa tablosu burada yer alıyor. Louvre dünyanın en büyük müzelerinden biri olup içerisinde yer alan mısır, yunan ve roma eserleri ve  mimari yapısı ile insanı büyülüyor diyebilirim. Tam bir gün ayırmanız gerekebilir. 30.000 üzeri eser bulunmaktadır.

Jardin des Tuileries: Metro ile “Tuileries” ya da “Concorde” metro durakları ile parka ulaşabilirsiniz. Huzur burada saklanmış diyebilirim. Paris de en sevdiğim yer burası oldu. Uzun bir molayı burada yaptık. Sandalyelerin üzerine oturun. Çiçeklerin, ağaçların ve su seslerinin tadını çıkarın.  Genci, yaşlısı herkes burada keyif yapıyor. Parisliler burayı çok seviyor.

Şanzelize Caddesi (Champs-Elysees): Dünyanın en meşhur caddesine hoşgeldiniz. Metro ile “Charles de Gaulle – Étoile”, “George V”, “Franklin D. Roosevelt” ve “Champs-Élysées – Clemenceau” durakları ile ulaşabilirsiniz.
Cadde ülkemizdeki Bağdat caddesi gibidir.2km uzunluğundaki caddenin başında Paris’in en ünlü simgelerinden olan Zafer Takı bulunmaktadır. Ben gezerken keyif aldım.

Montmartre Tepesi: “Anvers” veya “Pigel” metro duraklarından daha sonra fünikülere binerek bölgeye ulaşabilirsiniz. Avrupa’nın da en güzel semtlerinden biridir. Bir zamanlar üzüm bağları ve şarapları ile ünlü olan bölge,  19. yüzyılın sonuna gelindiğinde revüleri ve kabareleri izlemeye gelen ressamlar, yazarlar, şairler  ve öğrenciler için bir buluşma yeri haline gelmiştir.Pablo Picasso, Salvador Dali, Vincent Van Gogh,  Pierre-Auguste Renoir ve Maurice Utrillo bölgede yaşamış ünlü sanatçılardan birkaçıdır.  Bu tepenin hemen alt kısmında ise Sacre Coeur Bazilikası göreceksiniz.

Sacre Coeur Bazilikası: Paris’in en ünlü kiliselerinden biridir. Kilisenin altındaki cadde harikaydı.  Sempatik esnafı ve uygun hediyelik eşyaları ile harika bir yerdi. İşin güzel yanı caddenin ileri meşhur bir yere çıkıyor.

Bir metro ile 3 taş =) Elbette Moulin Rouge yani Kırmızı Değirmen karşınızda duruyor. Moulin rouge kabaresi dünyanın en eski ve en bilindik kabaresidir. Showu izlemek için rezervasyon yaptırmanız gerekmektedir.

Versay Sarayı ve Bahçeleri: Sarı renkli RER C hattı Versay’a gidiyor. Ulasım merkeze uzak bir yer olduğu için buraya gelirken planlarınızı ona göre yapın. Paris olmak üzere ülkenin en büyük ve güzel saraylarından biridir.  1668 yılında XIV. Louis, aynı anda 20.000 kişiyi barındırabilen, Avrupa’nın en büyük saraylarından birisini yaptırmıştır. 1-2 saatte değil burayı tam günde gezebilirsiniz. Parkın her yerinde klasik müzik çalıyor. Kendinizi bir anda şehrin en eski  dönemlerinde yaşıyormuş gibi hissedebilirsiniz.

Romantik şehir Paris de yapılan en tatlı yerel koşu parisversailles koşusuna da katılarak Parisi baştan aşağıya koşarak da gezdim =) Koşu rotasındaki portakal bahçelerinin kokusu, şehrin romantik dokusu  ve güleryüzlü yardımsever insanları harikaydı. iyikilerime ekledim seni #parisversailles http://www.parisversailles.com/

Paris de dikkat edilmesi gerekenleri de yazmadan sözümü bitirmemeyim =)

  1. İngilizce değil Fransızcayı kullanıyorlar. İngilizce sorsanız bile cevap Fransızca geliyor=) Rusyaya gidenler bilerler aynı durum =) Milliyetçilik 😉
  2. Fransızlar oldukça kibar insanlar bir şey sorarken asla çekinmeyin.
  3. Çantanıza dikkat edin. Her yer kalabalık, göçmen ve turist dolu olduğu için her an dikkat etmeniz gerekiyor.
  4. Sokaklarda başı boş kedi ve köpek göremezsiniz. Hiç yok hatta diyebilirim. Bu yüzden her yerde fare var =) Denk gelmemek imkansız =)
  5. Metro biletleri €1,5. Tüm tatiliniz boyunca ne otobüse ne de taksiye binmenize gerek yok.
  6. Yemek konusunda sıkıntı çekmezsiniz. Çeşit ve mekan bol olan bir şehir daha sizinle merak etmeyin.
  7. Metro haritası olmadan sokağa bile çıkmayın.

Sevgiler

Bahar Baltacı