Beni öldürdüler.  İşte bu cümle Marguez’in eşsiz lügatından çıktı.
Evet beni de öldürdüler. Sizin ruhunuz bile duymadı.
Belki sizi de öldürdüler. Kimsenin ruhu bile duymadı. Hatta sizin ruhunuz bile…
Ruh et duvarlar arasında sıkışıp kaldı.
Bağırdı, çağırdı, isyan etti ama nafile kimse duymadı.
Ruh öylece kala kaldı. Hava da asılı ya da toprakta serili öylece durdu ve kala kaldı.
Bak işte orada yozlaşmış insanlar yüzünü çeviriyor. Bir sağa bir sola. Oysa sefalet, haksızlık,  ölüm, savaş tam ortada yanından geçiyorlar. Yüzleri ya havada ya karada..
Bak yine insancıklar yaşıyormuş gibi yapıyor. Yüksek binalardan insan küçültüyorlar.
Bak sevgi çeşmesi kurumuş. Damla damla göl olmuyor. Yürekler kuru ve cansız…
Bak diyorum sana insanlık ileri de ama medeniyet o nerede? Hangi caddenin adı medeni?
Bak bak adalet hangi lambanın içine saklanmış? Kim karartıyor gündüzleri bu ışıkları kim?
Bak işte orada taş binaların tam ortasında bir büst var. Yaşamak diyorlar. Yeşile ne oldu?
Bak uzaklara bakir kalan bir parça kaldı mı? Havada, karada, insanda, hayvanda…
Bak izleri siliyorlar ve yeni hikâyeler yazılıyor. Ne hayal dışı gerçek olmayan gerçekler.
Bak gördün mü ne çok kuzu var.  Çobanlı, çobansız ne çok. İnsan taşıyorlar geleceksiz geleceğe…
Bakma dur yeter sakın bakma! Sen görmüyorsun. Sen duymuyorsun.  Sen yaşıyorsun.
Oysa beni öldürdüler. Tıpkı diğerleri gibi…

Bahar Baltacı