Özgürlükler Şehri Amsterdam !

Biraz Ot, Biraz Bisiklet, Biraz Kanal, Biraz Rahatlık, Biraz Seks ve Biraz Gezi…

amsterdam1

Seyahat edenlerin ilk uğrak noktalarından biri şüphesiz ki Amsterdam’dır!

Sabah saatlerinde Amsterdam havalimanı Schiphol’e adım atmamız ile Hollanda maceramız başlamış bulunuyor 🙂

Hollanda’nın başkenti olan bu küçük bir o kadar sıcak şehir insanı kucak açarak karşılıyor.

Schiphol’den şehir merkezine varmak için tren kullanıyoruz. Tren bileti 4€ makinelerden ya da gişeden alabilirsiniz. Makinelerde kart kullanmak zorundasınız. Yanınızda nakit var ise gişelerden kolaylıkla alabilirsiniz.

Aslında bu bileti almasanızda çok rahatlıkla gidebilirsiniz. Zira bir çok kişinin almadan rahatlıkla bindiğini ve indiğini gördüm. Kısa mesafeli tren yolculuklarında kimse bilet sormuyor.

15 dakika içersinde Amsterdam Centraal’a(Amsterdam’ın tren istasyonu) ulaşım sağladık ve kendimizi dışarı attık. Tren istasyonun görkemli binası hemen karşısındaki kanal ve kanal turları ve tramvaylar bizlere harika bir görsel şölen izlettiriyor.

Burada 5 – 10 dakika bu güzelliği seyredip şehir ile olan ilk selamlaşmamızı sağladık ve şehirle tanışmak için kiralmış olduğumuz eve giden 22 numaralı otobüsü bulup evimize eşyalarımızı yerleştirdikten sonra yolumuza tekrar şehir merkezine gelerek devam ettik.

Bu arada eğer yurt dışına çıkıp otel yerine o şehrin kültürünü hanelerinden tanımak ta istiyorsunuz ev kiralamak tam sizlere göre diyebilirim. Ev kiralamak için size önerebileceğim site ; https://www.airbnb.com.tr bu siteye ülke adı girmeniz yeterli olacaktır. Oda kiralama, ev kiralama vs seçenekleri size büyük kolaylık sağlıyor olacaktır.

amsterdam10İlk durağımız Heineken Fabrikasına gitmek için 16 ve 24 nolu tramvaylara kullanarak kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Heineken Experience’a giriş ücreri 17€ ve size 1 bileklik ve 3 tane düğme veriyorlar. Bira fabrikasını gezmeye başlıyoruz. Video gösterisi ile birlikte bir barmen size Heineken birasının doğuşunu ve yapımını anlatıyor. Bira yapımında kullanılan kazanları incelem fırsata buluyoruz. Gerçekten sıradaşı dakikalar geçiyoruz.Geçmişten günümüze doğru video eşliğinde Heineken geçmişini öğreniyoruz. Ardından Heineken geçmiş biralarının fotoğraflarını ve biranın ana maddelerini görüp inceliyoruz. Harika vakit geçireceğiniz bie eğlence alanı ıle devam ediyor. Fotoğraf ve video çekip kendinize email olarak anında gönderebiliyorsunuz. Girişte verilen 2 düğme ile 2 bira alıp anında içebiliyorsunuz. Yaklaşık 1 saat süren etkinlikten sonra yolumuza başka durakla devam ediyoruz. Heineken Experience gitmek istemeyenler için 5 nolu tramvaylara kullanarak Van Baerlestraat durağında inerek kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

Heineken Fabrikasına 5 dakika yürüme mesafesinde olan Van Gogh Müzesi’ne geliyoruz. Vincent Van Gogh en geniş koleksiyonu ve 19. Yüzyıldan diğer sanatçıların eserleri burada yer alıyor. Büyük ana binada karışılıklı 2 ayrı binaya ayrılıyor ve ikisi de çok büyük bir çok kattan oluşuyor. Burada uzun süre kalıp neredeyse tüm eserleri görmüş oluyoruz. Giriş ücreti 18 €

Muzeden çıkar çıkmaz karşınızda meşhur I AM AMSTERDAM yazısını göreceksiniz. Yani tahmin ettiğiniz üzere siz Museumplein’dasınız. Bu büyük alan günün hangi saatleri olursa olsun dolu oluyor. O yüzden daha sonra geleyim demeden istediğiniz kadar vakit geçirebilirsiniz.

Hava kararmayı başlayınca yolda patates kızartmalarımızı alıp Red Light sokağına doğru yola koyulduk. Amsterdam da adından söz ettiren en önemli yer burası olmalı. Red Light bilmeyen duymayan kalmamıştır sanırım.

amsterdam2Red Light District aşırı kalabalık, kadın ve erkek herkesin gezdiği, camekanlarda hayat kadınlarının olduğu ve hemen yanlarında esrar satılan ve içilen coffeeshopların yer aldığı bir sokak diyebiliriz. Burada seks tiyatrosu, seks müzesi, seks shopları ve sayısı bu konu üzerine dükkan bulabilirsiniz. Sokak kırmızı ışıklı lambaların aydınlatması ile kırmızıya boyanmış bir şekilde ortasından kalan geçen hafif nostaljik bir hava estiriyor. Bu sokaktadaki en ünlü Coffeeshop Bulldog ki bu Bulldog’un oteli, giyim mağazasına kadar türevleri bu sokakta yer alıyor. En ünlü coffeshop’lar ise Grey Area, Bulldog, Hunter’s Bar, DampKring, De Rokerij, The Greenhouse.

Ertesi gün erken vakitte kalkıp Dam Meydanını geziyoruz. Dam meydanı tren istasyonundan DAMRAK caddesi üzerinde dümdüz ilerlediğinizde karşınıza çıkıyor. Aslında yine kalabalıkları takip etmeniz yeterli diyebilirim.

 

Yine DAMRAK Caddesi üzerinde buranın en çok ziyaret edilen Seks Müzesini görebilirsiniz. Seks Müzesinin girişi 4€ olup seks üzerine aklınıza gelip gelecek her türlü obje, malzeme ve fotografları burada görmeniz mümkün.

amsterdam11

Meydanın ortasında beyaz taştan yapılan Ulusal Anıt II. Dünya Savaşı’ndaki kurbanları anmak için dikilmiş olup meydanın simgesi diyebiliriz. Sol tarafında Madame Tussaud balmumu müzesini ve sağ tarafında Bijenkorf isimli alış veriş merkezini görebilirsiniz. Meydanın alt bölümünde Kraliyet Sarayı bulunuyor. Yine saraydan aşağıya doğru inerseniz Nieuwe Kerk(Yeni Kilise), karşıda ise Magna Plaza Alışveriş Merkezi’ni göreceksiniz.

amsterdam8

Sonrasında tren ıstasyonun doğru yol alıp hemen arkasındaki otobüsler ile Amsterdam da sık ziyaret edilen Zaanse Schans doğru yola çıktık. Biz hatalı bir seçim yaparak otobüsle gittik ( 391 nolu otobüs) yaklaşık 1 saat gibi uzun bir sürede varabildik.

Ancak tren ile 20 dakika ile Koog-Zaandijk tren istasyonunda inip 5 dk yürüme mesafesi ile oraya varabildiğimizi sonradan öğrendik. Giderseniz kulağınıza küpe olsun 🙂

amsterdam5Zaanse Schans yel değirmenlerinin olduğu küçük şirin bir köy ve ziyaretcilerde oldukça fazla olduğu için popüler bir köy olma özelliğini taşıyor. Bol bol fotoğraf çekilebileceğiniz çok tatlı sıcacık bir köy sizi karşılıyor. Yaklaşık 1 saatte tüm köyü gezdik diyebilirim. Köye giriş ücretsiz.

Tekrar merkeze geldiğimizede Anne Frank’in Evi’ni ziyaret etmek istedik ama girişinde öyle bir sıra vardı ki 3 saat beklemek istemedik ve Amsterdamın kanalları gezmeye karar verdik. Eğer Anne Frank’in Evini ziyaret etmek isterseniz mutlaka daha önceden internetten bilet almanızı tavsiye ederim.

amsterdam3Venedik kanalları ile meşhurdur. Ve açıkcası beni Venedik kanalları kadar büyülemedi. Kanallar ve evleri daha yakından görebilmek için kanal turuna katıldık.

Köpürleri, evleri ve bir çok kanalı yakından görmek keyif vericiydi. Kanalların kenaları kitlenmiş bisikletlerle doluydu. Çok farklı bir görsel manzara sizi bekliyor. Gündüzü başka akşamı bambaşka bu kanalların ve vaktiniz varsa hem gündüz hem akşam kanal turu yapmanızı tavsiye ederim. Kanal turları tren istasyonun karşısında yer alıyor ve yaklaşık 1 saat sürüyor. Ücreti 8€

Amsterdam da her yer bisiklet yolu ile çevrili. Sürekli size zil çalıp sizi uyaranlar çok olacaktır. Genci yaşlısı çocuklusu hepsi bisiklete biniyor. Şehirde bambaşka bir hava esiyor. Koşan, bisiklete binen, yürüyüş yapan bu şehirde hemen hemen herkes spor yapıyor. Ve bu hali ile çok etkilendiğimizi söylemek isterim.

Bu arada biz GVB Kartı alarak 72 saat 16€ tüm şehir ulaşımımızı bu şekilde sağladık. I Amsterdam Card ile hem 3 günlük sınırsız ulaşım hakkında hem de kanal turu ve bir çok müzeyede ücretsiz giriş sağlayabilirsiniz. Bu tercihi sizin gezi tercihlerinize bırakıyorum. Çok müze gezmek isterseniz I amsterdam card almanızı öneririm.

Amsterdam da gezilebilecek yerler sınırlı olduğu için rahatlıkla 3 gün içinde şehirde acele etmeden salına salına rahatlıkla gezebilirsiniz.

Umarım yolunuz bu güzel şehre en yakında zaman düşer.

Keyifle Kalın

Bahar Baltacı