sanayazyorum

Sana yazıyorum.
Madem ki seninle konuşamıyorum. Madem ki seninle görüşemiyorum. O zaman bende yazarım. Elimde avucumda bir tek yazmak kalıyor.

Yazmak mı? O da mı yasak? Delirmiş olmalısın. Hangi güç, hangi oluşum, hangi topluluk, hangi mapus, hangi duygu, hangi dağ engel olmuş ki gırtlağına kadar yazma isteği dolu olan bir ruha.

Sen olamazsın. O da olamaz. Ya da bir başkası kimse engel olamaz. Ben evet ben bile engel olamam içimdeki harflerin zihnimden fışkırıp kağıtlara yerleşmesine engel olamam.

Bak Nazım’a mapusluk o yüreği büyük şiirleri yazmasına engel oldu mu? Bak Aşık Veysel’e görmeyen gözleri uzun ince yollara gitmesine engel oldu mu?
Kimse engel olamaz yazmama. Sen , o, şu , bu hiç kimseden korkum yok, ruhum çok, hayat tok…

Nereye yazmalı? Suya mı? Sokaklara mı?, Duvarlara mı?, Gökyüzü nasıl olur mesala geceye yazmalı? Şöyle kafanı kaldırdığında parlamalı yazdıklarım.

Kağıtlar ah kağıtlar ne de güzel kokuyorlar. Bir düşünsene ruhundan taşan ne kadar çok duygu varsa dile geliyor ve ellerinle harfleri bir araya getirip ruhunu kağıtlara seriyorsun. Bir düşünsene ruhum kağıtlara sana seriliyor. Öylece boylu boyuna uzanmış…

Eskiden kağıtlar değerliydi. Özenle yazılır, özenle zarflanır ve yine aynı özenle postaya verilirdi. Beklenirdi, bekletilirdi. Sevinç ve hüzün hepsini bir kağıt üzerinde serili olan harfler yaşatırdı.

Oysa şimdi kimse kağıtlara yazmıyor. Oysa şimdi kimse ruhunu bir yere sermiyor. Ruhlar kapalı kutularda kara kara odalarda yaşıyorlar.

Ruhum bedenimden taşıyor. Sana yazmalı diyorum. Sonra yazma diyorum. Beynine yaz, ruhuna yaz, ellerine yaz, duvarlarına yaz, saçlarına yaz, yaz , yaz , yaz…

Söylesene ruhum sen söyle belki yazdıklarımı da okumuyordur.

Sen ruhum ,sen fısıldarken benim kulaklarım sağır olur. Sen bağırsan kulaklarım yok olur. Sadece yüreğim sapa sağlam ayakta durur.

Söylesene yüreğim ayakta ise ellerime kim zincir vurur? Kim kağıtlarımı kitler? Kim harflerimi saklar? Kim ? Kim? Kim? Kim?

Ben engel olmadığım sürece kimse engel olamaz, olmayacak sadece ben istediğim için sana yazıyorum.

Neyi mi yazıyorum ? Seni, beni, onu, bunu, şunu ben ruhumu sere serpe uzanmış kağıtlara yazıyorum.

İster kağıtları topla birleştir ruhum seni karşılasın. İster kağıtları yırt at her yere ruhum parçalansın tüm mevsimlere yayılsın.

Kim derdi ki bu sonbahar mevsiminde seni karşılaşacağımı?

Bahar Baltacı