2015′ e merhaba diyeceğimiz bu günler de benden yeni yıl için kitap önerisi isteyenlere işte bu yazım sizin için , yeni yılın coşkusunu sevdikleri ile yaşayan sizler için.

2015 yılında hepimizin üzerine gökten sağlık, bol huzur, çok mutluluk, gerçek bir aşk, iyi bir kariyer, kucak dolusu dostluk, sıcacık kahveler ve tatlılar yağsın 🙂

czx

Bu sene ki yeni yıl hediyesi önerim.  Son zamanların gözde ikilisi ve Çİ !!!
Fİ GÜZELLİĞİ, Çİ YAŞAM ENERJİSİNİ temsil ediyor.

güzelliğin matematiksel ifadesidir. Beynimizin güzelliği kodladığı oran demektir. Örn; Göz ile kaş arasındaki oran, ya da bir resim deki renk uyumu ve renk geçişlerinin biribirine olan oranı demektir.
Çİ hayatımızdaki yaşam enerjisinin ifadesidir. Yaşam enerjisinin değerini ve gücünü gösteriyor.

Son zamanların popüler kitaplarından olan bu ikiliye ilk önce ön yargı ile yaklaştım. Bir süre almadım, ilgilenmedim. Ama kışlık kitaplarımı sipariş verdiğimde bir an da sepetim de buldum. Önyargı ile yaklaştığım bu ikili beni resmen şah mat ettiler. Fi ile yüzmeye başladım, Çi ile denizlere açıldım ve yakında çıkacak olan Pi ile sanırım okyanuslara ulaşacağım.

Anlatımın akıcı, hikaye de karakterler çok olmasına rağmen hepsi kendine özgü karakterler ile akılda kalıcı, okuyucuya dokunan ve okuyucu da izler bırakan kitaplar olarak çok satanlar listesindeki yerini sonuna kadar hak ediyorlar.

Kitabın ana karakteri Can Manay’ın genel okuyucu kitlesinden biraz Girinin Eli Tonundaki Christian’ı anımsattığını duydum. Sanırım bu benzerliğin genel de yaşadıkları cinsellik olduğunu düşünüyorum. Ama hemen hatırlatmak isterim ki Christian yakışlı, zengin, zeki, arzulu, ihtiraslı, seks oyuncakları, kırbaçları ve psikolojik tuzakları (seks konusunda) resimliyordu. Ancak Can Manay yakışlı olmayan, arzulu, takıntılı, seks oyuncakları olmayan ama insan psikolojisini çok iyi bilen ve bunu en büyük silahı olarak kullanan çok zeki bir adamı resimliyor.

Christian hayaller kurdururken açıkçası Can Manay insanı peşinden sürüklüyor. İnsanın sınırları nedir? Ne kadar zorlayabilir? Bilgiyi nasıl kullanıp insanı elde edebilir diye insan kendini beyin fırtınası yapıyorken bulabiliyor. Bu yönü ile Can Manayı daha çok sevdim diyebilirim ya da daha çok ilgimi çekti diyebilirim. Ondan öğrenebilecek çok şey var iyi ve kötü 😉

Hemen belirtmek isterim ki bu kadar insan üzerine yazılan bu iki kitap da seks üzerine bu kadar çok şey yazılması biraz fazla gibi geldi. Çoğu zaman erotik kitap okur gibi oldum. Tabi hayatın içinde erotizm var kitap kendi türünde bir erotizm kitabı olmadığı için okuyucusunu şaştırabilir.

Yazar 4 ana karakter üzerinden ilerleyen hikayesinde okuyucu da kendi içselliği ile başbaşa bırakıyor. İnsan ruhunu, zekasını, arzularını ve hayatta mücadele ettiğim maddi manevi değerlerin fotoğrafın çekip elimize veriyor. O fotoğrafları renklendirmek de elimiz de renklendirmemek de elimiz de.

Kurgu o kadar güzel ki yazılmış ki elinizden bırakmanız imkansız hatta garanti veriyorum bırakamayacaksınız. Karakterleri, hayatı bakış açıları birbirinden farklı olan bu 4 ana karakterin peşinden sürüklenirken hiç değişime uğramadıklarını göreceksiniz. Değişimden kastım, ideallerinden vazgeçmeyen Özge, güzellik saplantısı ve delilik derecesindeki sahiplik olgusundan vazgeçmeyen Can, Düşüncenin temeline değer verip değişime uğratmadan fikirlerini yaşayan Bilge, Sanatı ile yeteneğini alkışlara sunmayan ya da alkışların karakterini ruhunu doyurmadığını bilen Deniz hepsi ve diğer yan karakterler Göksel, Ali, Duru, Kaya çizdikleri hayat yolunda kimileri kaybolurken kimileri tekrar hayatlarını kendilerini bulmaya adadılar… Ne demişti yazar,  “Kendi potansiyelini keşfetme cesareti gösterebilmiş gerçek kişilere, çatlama cesareti gösterebilmiş tohumlara adanmıştır.” bu söz kitabı baştan aşağıya özetliyor diyebilirim.

Kitap olduğu gibi hayatı anlatıyor. İçinde seks var, nefret var, cesaret var, korku var, manipülasyon var, gözyaşı var, aşk  var, zeka var , para  var aslında kitap da yaşamın ta kendisi var.

Kitapların kalınlığı ve karakterlerin çokluğu gözünüzü asla korkutmasın. Çünkü hikaye o kadar akıcı ki, hafızanızda tüm taşlar sırayla otuyor. Hani su içmek gibi hızlı ,akıcı, lezzetli ve doyurucu  kişisel gelişim romanları  diyebilirim.

Mutlu Yıllar
Bahar Baltacı